Kamulaştırma

 

Süpermarketlere girdiğimizde elimize alıp çantamıza atmamızda hiçbir sakınca olmayan ürünlerle karşılaşıyoruz.Cennet gibi bir yer.Sayamayacağımız kadar ailenin sayamayacağımız kadar haftasını itham ettirebileceği sayamacağımız çeşitte ürünlerle dolu.Almanda hiçbir sakınca olmayacak biçimde girişten çıkışa kadar en kolay alabileceğimiz şekilde dizilmiş ürünler bunlar.Muazzam bir şey!Peki o kadar şeyi oraya koyup o kadar malının başında durmayan cömert adam kim?Bir sürü var onlardan.Kimse kimler 0 kadar önemli değil.Önemli olan onların çok iyi kişiler oldukları değil. Kim o kadar malını insanlar alıp götürsün diye oraya koyar. Adam iyi deyip geçmek olmaz,bu süpermarketler gerçekten akıl dışı şeyler. Tahmin ediyorum ilk defa bu süper yerlere giren bir çocuk aynen yukarıdaki gibi düşünür. Ben bile arada sırada şaşıp kalıyorum, 17 yaşındayım.Bu nasıl bir özgüvendir.Sen o kadar servetini yatırıyorsun oraya.insanlar aldıklarını sepete ve ya alışveriş arabasına attığı gibi çantalarına.ceplerine de atabilir pekala. Pek bir farkı yok. Birisi çikolatayı cebine attığında, denetleyebileceği bir şey gerçekten yok. Sen 5 gofret alıp kasanın önünde 4′ünü kasiyere göstermeden cebine atsan nasıl bilecek bunu. Bu durumun oradaki bütün ürünler için geçerli olduğunu varsayarsak(saksı, ütü masası 24′lü tuvalet kağıdı vb. hariç)bu cömert adamın çok parası var.O kadar ki karfurun yarısını götürsen yine çok umurunda olmayacak

Anlamadığım daha bir sürü şey var.Mesela bu adamın gözünde koca karfurun içindekiler bir hiç değerindeyken karfurun içine dizdiği onca şey içinde benim bir gazoz almam çok problem oluyor.Bu bence karfurun               yarısını               götürmediğimizden
kaynaklanıyor.Küçük bir çocuğun durduk yere bacağına vurmaya başlaması gibi.Bir gazoz aldığım için adam polis çağırıyor.Hırsızlık: çaldığın şeyin çaldığın kişiye zararı varsa hırsızlıktır. Anlamadığım başka bir şeyse her kamerayı sürekli izleyen biri olduğun. 0 kadar kameranın başına bunları sürekli izleyebilecek 50 kişi için aylık ödeyeceği para zaten aylık hırsızlıktan ettiği zararın katları olacaktır. Barkotların   nasıl   ötebileceğini   de   anlamıyorum.
Bildiğin mürekkep lekesi, ötmüyo zaten.Ama herkes öyle sanıyor.Kasanın orda duran iki direğin arasından geçerken öten şey özel yoğunlukta metalleşmiş ve direği ayarladıkları bu özel yoğunluktaki metal parçalarını         değerli         buldukları         ürünlere
takıyorlar.Kitapların arkasına,içki reyonundaki içkilerin kafasına vb bazı fiyatı yüksek ürünlere takıyorlar.Demek ki görece mal sahibinin değer verdiği şeyler bunlar (fiyatından ötürü).Ama yinede bir şişe votkanın Sabancının gözünde ne değeri olabilir ki.
Fasulyenin faydalarına gelirsek.Cömert adamların bir gazozu peşine bu kadar düşmeleri, en ufak hırsızlıktan hapis cezası istenebilmesi, bize küçüklüğümüzden beri söylenen “çalmak çok ayıp” saçmalıkları,bu cömert adamlar bizden korktuğu için.Hepimizden tek tek korkuyorlar.Tek yakaladın mı kaçırmıyorlar o yüzden.Ama karfurun yarısını kaldırsak bir şey yapamayacaklarına eminim. Biliyorlar ki herkes hırsızlık yaparsa insanları hırsızlıkla suçlamanın bir anlamı olmayacak.Her şey herkesin                               olacak,mülkleri,varlıkları
olmayacak,hayatımızı sömüremeyecekler ve bize karşı yapabilecekleri tek şey bizi korkutmak.Hiç bir anlamı       olmayan       kameralarla.barkot       ötüyor yalanlarıyla,copla dolaşan özel güvenlikleriyle,gizli odalarıyla.yasalarıyla,” siciline işlenirse okul hayatın biter”leriyle yapabilecekleri tek
şey bizi korkutmak.

Süpermarketler yazısı lafanzin’in 1. sayısında yayınlanmıştır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !